İşe Başlatmama Tazminatının Miktarı, Hesaplanması, Faiz Türü ve Zamanaşımı Süresi

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca “İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.”

İlgili madde uyarınca, bir işe iade davasında mahkemece feshin geçersizliğine kesin olarak karar verildiğinde; işçinin yasal süre içinde başvurusu üzerine işçiyi bir ay içinde işe başlatmayan işverence işçiye ödenmek üzere en az 4 en çok 8 aylık ücret tutarında bir tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. İş güvencesi niteliğindeki bu tazminatın miktarı işçinin kıdem ve fesih nedenleri gibi olgular dikkate alınarak mahkemelerce belirlenmektedir. Maddede yer alan alt sınırın ve üst sınırın aşılması mümkün değildir. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası sendikal nedenlerle yapılan fesihlerdir.

Yargıda bu konuda içtihat birliği bulunmaktadır. Yargıtay, İş Kanunu’nun 53. Maddesindeki kıdem sürelerini dikkate aldığını ve buna göre;

  • Kıdemi 6 ay ile 5 yıl arasında olan işçi için işe iade edilmeme tazminatının 4 aylık ücreti tutarında,
  • Kıdemi 5 yıl ile 15 yıl arasında olan işçi için işe iade edilmeme tazminatının 5 aylık ücreti tutarında,
  • Kıdemi 15 yıldan fazla olan işçi için işe iade edilmeme tazminatının 6 aylık ücreti tutarında belirlenmesi gerektiğini belirtmektedir.

İşletme gerekleri ile fesihte emeklilik nedeninin gösterilmesi ve davacı işçinin emekliliğe hak kazanması halinde işe başlatmama tazminatı genel olarak alt sınırdan belirlenmektedir. Fesih sebebine göre işe iade edilmeme tazminatı 8 aylık maaşa kadar çıkabilmektedir. Örneğin hamilelik nedeniyle ya da kötü niyetle yapılan fesihlerde işe iade edilmeme tazminatı işçinin kıdem süresine bakılmaksızın 8 aylık ücreti tutarında belirlenebilmektedir.  

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21/4 fıkrası uyarınca “Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.” Buna göre, işe iade edilmeme tazminat miktarının belirlenmesinde işçinin dava tarihindeki brüt ve çıplak ücreti esas alınmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21/4 fıkrası 25.10.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak 01.01.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle 25.10.2017 tarihinden önce açılan ve devam eden işe iade davalarında bu hüküm uygulanmamaktadır. 25.10.2017 tarihinden önce açılan ve devam eden işe iade davalarında eski düzenleme geçerlidir. Buna göre de işçinin işe iadesi sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık işe başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır ve işe başlatmama tazminatı da işçinin işe başlatılmadığı tarihteki ücrete göre (emsal ücretler dikkate alınarak) hesaplanır. Emsal işçinin tespit edilememesi halinde ise işçinin son ücretinin asgari ücrete oranlanması suretiyle işe başlatılmadığı tarihteki ücreti belirlenerek buna göre sonucuna gidilebilmektedir.

İşe başlatmama tazminatının net tutarı belirlenirken yalnızca damga vergisi düşülmektedir. Gelir vergisi ve sigorta primleri düşülmemektedir. İşe başlatmama tazminatına yasal faiz uygulanmaktadır. Faiz başlangıç tarihi ise kural olarak işçinin yasal süresi içinde işe başvurmasına rağmen işverence işe başlatılmadığı tarihtir. Tazminat niteliğinde olması nedeniyle işe başlatmama tazminatı 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

NOT: İşbu internet sitesi içeriğinde yer alan bilgi notları, makaleler ve yazılar, yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve kesinlikle yasal tavsiye olarak nitelendirilemezler. İşbu internet sitesi içeriğinde yer alan bilgi notları ve makalelerin okunması, okuyan kişi ile büromuz arasında herhangi bir hizmet ilişkisinin kurulduğu anlamına gelmez. Herhangi hukuki bir sorun, uyuşmazlık ya da ihtilafla karşılaşıldığında mutlaka bir avukata danışılmasını tavsiye ederiz.